Mineraller

Mineral kelimesi: Latince “mineralis” kelimesinden türetilmiştir ve “yer kabuğundan çıkarılan” anlamındadır.

Büyüme, gelişme ve sağlığın korunması için, besinlerden alınması gereken inorganik maddelere mineral denir. Gerçek bir mineral, hiçbir canlının etkisi olmadan gelişim göstermelidir ve buna “inorganik oluşum” denir. İnsanların, hayvanların ve bitkilerin etkisiyle oluşan suni maddeler gerçek mineraller değildir.

Doğal yollarla oluşan mineraller, homojen ve belirli kimyasal bileşimlere sahiptir ve doğada normal sıcaklıkta kristalleşmiş katı maddeler halinde bulunur. Cıva dışında hiçbir mineral sıvı halde bulunmaz.

İnsan vücudunda kendi kendine oluşmadığı için: minerallerin dışarıdan yani bitkisel ve hayvansal gıdalardan alınması gereklidir. Çünkü mineraller, vitaminlerle birlikte: vücuttaki birçok işlemde önemli rol oynarlar ve birçok işin aksamadan yerine getirilmesini sağlarlar.

En önemli özellikleri: enerji sağlayan birçok mekanizmada, düzenleyici olmalarıdır. Çünkü hücrelerde: protein, karbonhidrat ve yağ gibi organik maddelere bağlı olarak bulunurlar.

 

 

MİNERAL KAYNAKLARI:

Bitkiler bir şekilde vitaminleri kendileri yapmalarına rağmen, mineralleri yetiştikleri topraktan alırlar ve bu mineralleri doğrudan veya dolaylı olarak hayvansal kaynaklardan, insanlara aktarırlar.

Ancak bitkilerin yetiştikleri toprakta bulunan mineraller: coğrafi bölgelere göre değişiklik gösterir ve bu yüzden bitkilerden insanlara aktarılan mineraller de, bölgesel özelliklere göre farklılık gösterir.

Mineraller: ayrıca coğrafi bölgelere göre değişmesi yanında, içilen sularda bulunur.

 

 

 

İnsan vücudu ve mineraller:

Vücudun değişik oranlarda minerallere ihtiyacı vardır. Çünkü dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam için mineraller gereklidir.

Mineraller olmadan: sağlıklı bir yaşam sürdürülemez.

İnsan vücudunda 30 civarında mineral bulunur. Bunlardan, insan vücudu için elzem olanların sayısı 15 civarındadır.

Bu mineraller: toplam vücut ağırlığının, sadece % 4-5 kadarını oluşturur. Örnek olarak: 80 kg ağırlığındaki bir insanın vücudunda, ortalama 3-4 kg kadar mineral bulunur.

Mineraller: hücre zarının üzerinde bulunan deliklerden hücre içine girebilirler.

Minerallerin az bir kısmı: diş, kemik, kas, kan ve diğer bazı dokularda bulunur.

Mineraller arasında: vücutta en yoğun bulunanlar: kalsiyum ve demirdir. Bu mineraller vücuttaki yoğun aktiviteleri nedeniyle mutlak gereklidir ve yokluğu veya eksikliği birçok sorun yaratır.

 

 

Minerallerin vücutta emilimi:

İnorganik bileşikler şeklinde olan mineraller, insan vücuduna suda erimiş şekilde veya alınan besinler aracılığı ile girer.

Genel olarak: hayvansal kaynaklardan sağlanan mineraller, bitkisel kaynaklardan sağlanan minerallere göre daha yüksek oranda vücutta emilir.

Minerallerin yapıları homojen olduğundan: vücutta sindirilmeden ve parçalanmadan doğrudan kana geçerler.

Mineral eksikliği yaşayan kişilerde, aslında mineral emilimi yüksek olmasına rağmen, diyette alınan posa ve fitatlar, minerallerin vücuttaki emilimini olumsuz etkiler. (Örnek: ıspanakta bulunan oksalat asit veya oksalat minerale, kimyasal olarak bağlanarak mineralin yararlılığını azaltır)

Ayrıca, bir mineralin aşırı miktarda alınması, diğer minerallerin emilimi ve metabolizmasını olumsuz etkileyebilir. (Örnek:  diyette yüksek miktarda çinko olduğunda, demir ve bakır emilimi azalır.)

Minerallerin vücutta emilimini etkileyen diğer bir faktör: diyette bazı vitaminlerin bulunmasıdır. Örnek: diyette C vitamini bulunduğunda: demir emilimi artar, D vitamini bulunduğunda ise kalsiyum, fosfor ve magnezyum emilimi artar.

 

 

 

Minerallerin Fonksiyonları:

Minerallerin her birinin görevi özgün ve ayrıdır; her mineral, bir başka mineralin eksikliğini gidermez.

Mineraller: vücut sıvılarının dengede tutulmasını sağlar.

Özellikle: iskelet ve dişlerin yapı taşlarıdır ve kemikler ve dişlerin normal büyümesini sağlar.

Kemik dokusunun sertliğini oluşturan karbonat tuzlarının büyük kısmı: kalsiyum, magnezyum ve fosfor gibi minerallerden oluşur. Bu tür mineraller: kemik dokusu ve kemik hücreleri arasındaki sıvılarda bulunur.

Minerallerin vücuttaki diğer görevleri: sinir sistemi, kaslar ve organların çalışmasının düzenlenmesi, enzimlerin etkinliği ve bazı maddelerin sentezinin sağlanmasıdır.

 

 

Günlük mineral ihtiyacı:

Kişilerin günlük mineral ihtiyacı: yaş, cinsiyet, ağırlık ve hastalık durumu gibi birçok nedene bağlı olarak değişir.

Gelişmiş ülkelerde, sağlıklı insanlarda, demir ve kalsiyum dışında diğer minerallerin eksikliği nadiren görülür.

Vücudun günlük olarak başlıca ihtiyaç duyduğu mineraller, önem sırasına göre: sodyum, potasyum, klor, kalsiyum, magnezyum ve fosfordur. Bunların günlük olarak 250 mg civarında alınması gerekir.

Eser element olarak kabul edilen: krom, bakır, iyot, demir, flor, manganez, selenyum ve çinko gibi mineraller ise, günlük ihtiyaç miktarı: 20 mg altındadır. Bunlardan: sadece demir, çinko, selenyum ve iyot minerallerinin günlük ihtiyaç miktarı sabittir.

 

 

 

Mineral kaybı:

İnorganik madde olan mineraller: besin işlemede kullanılan yöntemler ve ısı nedeniyle kayba uğramazlar.

 

 

Yapay mineraller-Takviyeler:

Laboratuvar koşullarında hazırlanan katı maddelere “yapay mineraller” denir.

Bu yapay mineraller: doğal minerallerin içyapısına sahiptir.

Özellikle: kalsiyum ve demir gibi bazı minerallerin ihtiyaç oranında alınması için takviyeler veya takviye gıdalar önerilir.

Erkeklere göre, daha az enerjili diyet uygulayan kadınlar ve süt ve süt ürünleri tüketmeyen kişilerin: özellikle kalsiyum takviyeleri almaları gerekir.

Doğurganlık durumundaki kadınlarda, demir eksikliği anemisinin önlenmesi için, demir ihtiyacının artmasına bağlı olarak demir takviyesi almaları gerekir.

Uzun süreli hastalıklarda ve ameliyat öncesinde ve alkol bağımlılığı tedavisi görenlerde: çeşitli mineral takviyeleri uygundur. Ancak: çeşitli minerallerde, aşırı takviye sonucu fazla mineraller idrar, terleme ve dışkı yolu ile vücuttan atılmasına rağmen, bazı durumlarda da toksik belirtiler ve olumsuz etkiler yani zehirlenme görülebilir.

Özellikle, bir mineral fazla alındığında, besin öğeleriyle etkileşime girerek diğer bazı minerallerin eksikliğine sebep olabileceği göz önünde bulundurulmalı ve besin takviyeleri alınırken dikkatli olunmalıdır.